16 Mayıs 2012 Çarşamba

TÜRKLER HAKKINDA (8)

Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır.
Wiliam Pitt (d. 28 Mayıs 1759 – ö. 23 Ocak 1806), Birleşik Krallık tarihinin en genç başbakanıdır. 1773 yılında, henüz 14 yaşındayken üniversiteye kabul edilmiştir. Göreve geldiğinde henüz 24 yaşındaydı. 19 Aralık 1783 yılında başbakan olmuştu. Osmanlı Devleti'nin İngiltere tarafından korunarak parçalanmamasını diğer adıyla denge siyasetini ortaya çıkaran devlet adamı da William Pitt olmuştur. 2 kez başbakanlık görevi üstlenen Pitt 1804 yılında istifa etmiş, ve 2 yıl sonra Napolyon'un İngiltere'ye karşı galip olduğunu duyduğu sıralarda çok hasta olan Pitt bu haberden kısa bir süre sonra ölmüştür.

15 Mayıs 2012 Salı

ÇILGIN TÜRKLER KIBRISTA - 4

     "Paraşütçüleri taşıyan nakliye uçakları radara yakalanmamak için deniz üzerinde çok alçaktan uçuyorlardı. Uçaklarda paraşütçülerin atlayacakları kapı açıktı. Soğuktan ve heyecandan titriyorlardı. Kıbrıs göründü. Beşparmak dağlarını aşmak için yükseldiler. Uçaksavar atışları arasında dağı aştılar. 36 uçak büyük gövdeleri, geniş kanatları ile gökyüzünü örtmüştü. Uçaklar üçlü kol düzenine geçtiler. İkiye ayrıldılar. 1. Paraşüt Taburu Kırnı havaalanı çevresine, 2. Paraşüt Taburu Gönyeli-Hamitköy arasına atlayacaktı. Uçaklar 250 metreye indiler. Seslerinden hava ve yer sarsılmaktaydı. Yerden havaya uçakları ve paraşütçüleri uyarıcı renkli dumanlar yükseliyordu. Türk kesiminin sınırlarını gösteren işaret bezleri rahatça görülüyordu.
     Uçakları duyan, gören Türkler büyük bir sevinç içinde yollara döküldü.
     Komutan Gönyeli-Hamitköy arasına atlayacak olan 2. Par. Taburuyla birlikteydi. Her uçakta atlama noktasına gelinceye kadar pilotlar aşama aşama uyarı zilleri çalıyor, atlama noktasına gelince atlama zilini çalmaya başlıyorlardı. Bu zil çalınınca, paraşütçüler, atlatıcıların yardımıyla “Allah!” diye haykırarak, komandı naraları atarak sırayla atlamaya başladılar.
     Saat 07.00’ydi.
     Gökyüzü 1.081 paraşütle doldu.(*) Kıbrıs toprağına rahmet gibi yağıyorlardı. Kıbrıslı Türklerin kimi sevinçten ağlıyor, kimi teşekkür secdesine kapanıyor, kimi avaz avaz bağırıyordu. Denktaş’ın gözyaşları ip gibi yüzüne akıyordu.
     Acı, zulüm, ölüm, horlanma, eziyet, baskı ile dolu karanlık, kanlı yıllar sona ermişti.
     BM Barış Gücü Avusturyalı bir refakat subayı vermişti. Avusturyalı Yarbay uçaklardaki ay yıldızı ve paraşütçüleri görünce, Denktaş’ın elini tuttu, “Sizi kutlarım, artık kurtuldunuz!” dedi. Türklerin ne çektiğini biliyordu.
     Türkler, askeri kucaklamak, öpmek, yakından görmek için koşuyorlardı. Bir Kıbrıs Türkü, bütün Rumlara işittirmek ümidiyle sesi çıktığı kadar bağırıyordu:
     “Türkler gelirse işte böyle gelir!”
     Doğudaki ve batıdaki Rum kesimlerinden birkaç el ateş edildi. O kadar. Hiç görmedikleri, hayal bile etmedikleri bir olay yaşıyorlardı. Gerçekten felç olmuş gibiydiler. Ateşi sürdürseler, mücahitler tetikte bekliyorlardı. Paraşütçüleri korumak için canları feda etmekten kaçınmayacaklardı. İki paraşüt taburu sadece bir şehit vererek yere indi: Bir erin paraşütü açılmamıştı. (**)
     Yunanistan ve Rum Yönetimi hem fizik, hem psikolojik baskına uğramıştı."

(*) Sayı için kaynak: Cumhur Evcil a.g.e. s.37 (Tugay Karargahı + 2 tabur + topçu bataryası mürettebatı); 1. Par. Tb’dan bir er, 2. Par. Tb’dan bir Sb, bir Astsb ve birkaç erin atlama sırasında sakatlandıkları anlaşıldı. Türk Alayı hastanesine gönderildiler. Boğazköy’de de bir sağlık istasyonu açılmıştı.
(**) Şehit erin adı Necmettin İnan

(Turgut Özakman, Çılgın Türkler Kıbrıs, syf 337-339)

14 Mayıs 2012 Pazartesi

ÇILGIN TÜRKLER KIBRISTA - 3

“…Bakanlar Kurulu toplantısından çıkan Ecevit, Başbakanlığın önünde bekleyen yüzü aşkın basın mensubuna kısa bir açıklama yaptı.
     Saat 06.10’du.
     Radyo dinleyicileri Başbakanın konuşmasını kendi sesinden saat 06.30’da dinleyebileceklerdi. Ankara Televizyonu açıklamayı canlı olarak veriyordu:
     Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’a indirme ve çıkarma harekatı başlamış bulunuyor. Allah milletimize, bütün Kıbrıslılara ve insanlığa hayırlı etsin. Bu şekilde insanlığa ve barışa büyük hizmette bulunmuş olacağımıza inanıyoruz. Öyle umarım ki kuvvetlerimize ateş açılmaz ve kanlı bir çatışma olmaz. Biz aslında savaş için değil, barışı getirmek için Ada’ya gidiyoruz. Bu karara ancak tüm politik ve diplomatik yolları denedikten sonra mecbur kalarak vardık…
     Yalnız kameraların sesi, fotoğraf makinelerinin çıtırtısı duyuluyordu.
     ‘…Bütün dost ülkelere, bu arada son zamanlarda yakın istişarelerde bulunduğumuz dost ve müttefikimiz Birleşik Amerika’ya ve İngiltere’ye meselenin müdahalesiz halledilmesi, diplomatik yollardan halledilebilmesi için gösterdikleri iyi niyetli çabalar için şükranlarımı belirtmeyi borç bilirim. Eğer bu çabalar sonuç vermediyse, elbette sorumlusu, bu iyi niyetli gayretleri gösteren devletler değildir. Tekrar bu hareketin insanlığa, milletimize ve tüm Kıbrıslılara hayırlı olmasını dilerim. Allah’ın milletimizi ve bütün insanlığı felaketlerden korumasını dilerim.”
     Türkiye bayram yerine döndü. On binler evlerden fırlayıp Başbakanlığa doğru akmaya başladı.
     Radyo konuşmayı saat 06.30’da verdi. Konvoydakiler önce şaşırdılar. Başbakan da harekatı önceden açıklamıştı. Fakat düşündükçe sevindiler. Demek ki harekat devam edecekti. Bu kez geri dönülmeyecekti. Yüzleri güldü.
     Rum oyunu sonuna gelmişti."

(Turgut Özakman, Çılgın Türkler Kıbrıs  syf 336-337)

11 Mayıs 2012 Cuma

HAFTANIN SÖZÜ - 20

"Esse est percipi / Var olmak algılamaktır."

George Berkeley (1685 - 1753), dünyada yalnızca ruhların ve bu ruhların idelerinin varolduğunu, buna karşılık maddenin varolmadığını öne süren İngiliz düşünür.
Dublin’deki Trinity College’de eğitim görmüş İrlandalı bir Protestandı. Bugün yakından bilinen bütün felsefi çalışmalarını (1709’da Yeni Bir Görme Kuramı Yönünde Deneme, 1710’da Beşeri Bilginin Prensipleri Hakkında Bir Eser ve 1713’te Hylas ile Philonous Arasında Üç Konuşma) henüz yirmili yaşlardayken yayımladı.
Yeni Dünya’da yüksek eğitimi geliştirmek için çok uğraştı; bu amaçla üç yılını Amerikan kolonilerinde geçirdi. Rhode Island’daki çiftliğini ve kütüphanesini, 1701’de kurulan Yale Üniversitesi’ne bıraktı. Yale’in fakültelerinden birine onun adı verildi. California’daki Berkeley kenti de onun adını taşımaktadır. Berkeley 67 yaşında Oxford’da öldü.

10 Mayıs 2012 Perşembe

Ey mutsuzlar!

Kardeşlerinizi boğazlıyorlar, göz yumuyorsunuz.
Çığlıklar duyuluyor ama siz susuyorsunuz.
Aramızda dolaşıp kurbanını seçiyor zorbanın teki,
sessiz kalırsak bize dokunmaz diyorsunuz.
Bok yiyorsunuz!
Ne tuhaf yer burası, sizler nasıl insanlarsınız!
Haksızlık varsa bir yerde eğer ayaklanmalı insan.
Ayaklanma olmuyorsa batsın o şehir yerin dibine.
Yansın bitsin, kül olsun karanlıklar basmadan.

 
Bertolt BRECHT

9 Mayıs 2012 Çarşamba

İLGİNÇ BİR SAPTAMA

Masallarda bile kadın olmak zordur...:)
Ya ormanda 7 tane minicik adamla yaşarsın,
ya kurbağa öpersin,
ya en sevdiğin meyveden zehirlenirsin,
ya kuleye kapatılırsın,
ya saçlarını elin adamı tırmansın diye uzatırsın,
ya gece 12'de külkedisine dönersin elbiselerin yırtılır...

ve en kötüsü bazen seni sadece ayak numarandan tanıyan bir salağa aşık olursun...

8 Mayıs 2012 Salı

ÇILGIN TÜRKLER KIBRISTA - 2

"Topluca ilk silahbaşı eden ve savaşa girenler Rum uçaksavar bataryaları oldu. Onları, muhriplerin top sesleriyle ayılan Beşparmak dağındaki birlikler izleyecekti.
     Beş uçaksavar bataryası bütün silahlarıyla uyar1 uçuşu yapan uçaklara ateşe başladı. RF-84 F silahsız keşif uçağı hava durumunu Müşterek Harekat Merkezi’ne bildirmiş, barış bildirilerini çeşitli yerlere atmıştı. Geri dönüyordu. Bir mermi demeti RF-84 F uçağını buldu. Uçak havada parçalandı, Üsteğmen İlker Karter şehit oldu. Bu havacıların ilk şehidi idi.(*)
     Uçaklar, Rumlar ateşe başlayınca, uyarı uçuşlarına son verip önceden saptanmış olan askeri hedefleri, tabii uçaksavar bataryalarını vurmaya başladılar. İki küçük havaalanı ve bunlardaki helikopterler, 11 uçak, hava ve deniz radarları ilk vurulan hedefler arasındaydı. 42 tankları vardı. Bu sırada biri bile ortada görünmüyordu."

(*) Kırnı havaalanına İlker Karter havalanı adı verilecektir.

(Turgut Özakman, Çılgın Türkler Kıbrıs, syf 334-335)

7 Mayıs 2012 Pazartesi

ÇILGIN TÜRKLER KIBRISTA - 1

"SAS ve SAT timleri iki jandarma botuyla Pladini’ye yaklaşıyorlardı. Sabah pusu dağılmıştı. Binbaşı küçük taş adayı ve iki makineli tüfek yuvasını kolayca gördü.
“Tamam, plaj burası”.
Binbaşı dışında bütün SAT ve SAS’çılar özel giysilerini giymişlerdi. Botlar uygun bir uzaklıkta durdular. 15 SAT komandosu j.18’den yirmi beşer metre aralıklarla denize bırakıldı. Engeller varsa patlatmak için gerekli patlayıcıları su geçirmez kılıflar içinde yanlarına almışlardı. Bir talihsizlik olursa kalan SAT’çılar ve SAS’çılar görevi tamamlayacaklardı.
Kıyıya doğru çoğunlukla su altından yüzmeye başladılar. Denizaltını denetleyerek kıyıya yaklaşacaklardı.
Bir top sesi duyuldu. Bir motelin yanından ateş ediliyordu. İlk ayılıp harekete geçen Rumlar bunlardı. Mermilerden biri botun telsiz bölümüne isabet etti, ötekiler yakınlara düştü. Sonra makineli tüfeklerle yüzenlere de ateş edilmeye başlandı. Önce Rumlar ateş etmişti. Artık karşılık verebilirlerdi. Binbaşı muhriplerden yardım istedi. Bir dakika sonra toplar gürledi, otelin yanındaki top da, kullanıcıları da buhar oldular. Muhripler, Pladini plajının arkasındaki iki makineli tüfek yuvasını da yok ettiler.
Girne limanından fırlayan iki Rum torpidobotu j. Botlarına hücuma geçti. Tetikte bekleyen muhripler iki torpidobotu da batırdılar. Üçüncü bir torpidobotu da bir uçak yaraladı. Bu torpidobot Girne’ye geri kaçtı."

(Turgut Özakman, Çılgın Türkler Kıbrıs, syf 333-334)

3 Mayıs 2012 Perşembe

ZENGİNLER, YOKSULLAR

"...ZENGİNLER, YAPTIKLARI KÖTÜLÜKLER ARTIK SAKLANAMAYACAK HALE GELİNCE HAPSE GİRERLER. YOKSULLAR İSE, BİRAZ İYİ BİR ŞEYİN ÖZLEMİNİ ÇEKTİLER Mİ HEMEN İÇERİ TIKILIRLAR..."

(Maksim Gorki, Hainin Anası 'İtalya Öyküleri' syf 38)

2 Mayıs 2012 Çarşamba

YAŞASIN TÜRKÇE

YAŞASIN TÜRKÇE
İNGİLİZCE VE TÜRKÇE ARASINDAKİ MUHTEŞEM FARK
DERS-1
BİR TÜRKÇE SÖZCÜK 17-18  İNGİLiZ SÖZCÜĞÜNE BEDELDİR .
"AFYONKARAHİSARLILAŞTIRAMADIKLARIMIZDANMISINIZ ?''
İNGİLİZCE TERCüMESi
'' ARE YOU THE ONE OF THOSE PEOPLE WHOM WE TRIED - UNSUCCESFULLY TO MAKE
RESEMBLE THE CITIZENS OF AFYONKARAHISAR ''

TüRKÇE' NIN SESBiLİM ,BİÇİMBİLİM ,SÖZDİZİM  VE ANLAMBİLİM BAKIMINDAN DİĞER DİLLERDEN
ÜSTÜN OLDUĞUNU VE BİLİM DİLİ OLMAYA EN UYGUN DİL OLDUĞU DÜNYANIN ÖNEMLI DİLCİLERİ
TARAFINDAN KABUL EDiLMİŞ VE
AÇIKLANMIŞTIR .