17 Aralık 2012 Pazartesi

BAŞTAN ÇIKARMA

“Baştan çıkarma ve terk etme eski bir erkek geleneğidir, türümüzün başlangıcına kadar uzanır. Bir araştırmada, genç yakışıklı üniversite çağı erkekleri, kendilerini gerçekte olduklarından daha nazik, daha sevecen, daha dürüst ve daha güvenilir olarak tanıttıklarını kabul ettiler. Bazı antropoljistler doğal eleme sürecinin kadınları baştan çıkarma, kandırma ve kendileriyle cinsel ilişkiye girmeye ikna etme yeteneği güçlü erkekleri kayırdığı yönünde varsayımlarda bulunuyorlar. Kadınlarsa, bunun sonucunda, erkeklerin yalanlarını ve abarttıkları noktaları tespit etme konusunda uzmanlaşıyorlar –artık kadın beyni bu göreve iyice uyum sağlamış durumda-. Stanford Üniversitesi psikolojistlerinden Eleanor Maccoby’nin gösterdiği üzere genç kızlar gerçek dünyayı masal dünyasından ayırmayı erkeklerden daha önce öğreniyorlar. Yetişkinliğe ulaştıklarında kadınların ses tonu, gözler ve yüz ifadelerindeki duygusal nüansları okuma yetenekleri iyice gelişmiş oluyor.”

(Dr. Louann Brizendine, Kadın Beyni syf 84)

14 Aralık 2012 Cuma

HAFTANIN SÖZÜ - 40

"Bol bol gülümse. Hem maliyeti sıfırdır, hem de bedeline paha biçilemez."

H. Jackson Brown Jr.

H. Jackson Brown, Jr. is an American author best known for his inspirational book, Life's Little Instruction Book, which was a New York Times bestseller (1991–1994).Its sequel Life's Little Instruction Book: Volume 2 also made it to the same best seller list in 1993.

13 Aralık 2012 Perşembe

ANNE KEDİ

Göl kenarında yaşayan ve sudan nefret eden bir kedi doğum yapar. Bu kedinin yavruları ise annelerinden farklı olarak gölde oynamayı ve suya girmeyi çok sevmektedir. Anne kedi de yavruları ile birlikte göle girer ve onlarla suda oynar. Bunu gören bir başka kedi hayretler içinde kalır ve ona sorar:
"Sen hep sudan nefret ederdin, ama görüyorum ki artık sudan hiç çıkmıyorsun. Bunun sebebi nedir?"
Anne kedi şöyle cevap verir:
"Hala suyu sevmiyorum ama yavrularımı çok seviyorum".
                    
Hepimizin hoşlandığı veya hoşlanmadığı bir çok şey vardır. Ancak birini çok seviyor ve onunla bir şeyler paylaşmak istiyorsak, onun hoşlandığı şeylere bakış açımızda esnek olmalıyız. Özellikle ailemize karşı bize düşen daha özverili ve daha hoşgörülü olmaktır. Zararlı bir yönü yoksa sevdiğimiz kişinin hoşlandığı şeyleri sevmeye çalışmalı veya en azından hoşgörülü ve anlayışlı olmalıyız.

11 Aralık 2012 Salı

ANNE VE BABA

 Anne gezindiğin BAĞ,
 Baba yaslandığın DAĞ'dır.
 Ömrünün en güzel ÇAĞ'ı,
 Annen ve babanla olandır.

10 Aralık 2012 Pazartesi

O, TA BAŞINDAN BERİ BU GÜNLERİN GELECEĞİNİ GÖRDÜ!

Cumhuriyetin ilk yılları… Cumhuriyeti içlerine sindiremeyenler yeni kurulan fırkanın çevresinde toplanmışlar, rejimi geçmişe dönüştürmek için uğraşıyorlardı.
Türk Ocağı Aydın Şubesi’ne girdi. Karşılayan yöneticilere hemen
Siz burada ne yapıyorsunuz?diye sordu.
Ocak yöneticileri, kuruluşun genel çalışmalarını anlatmaya başlayınca, onları durdurdu ve
Ben onu sormuyorum. Siz neden buradasınız? diye bir kez daha sordu.
Yöneticiler susup kalınca onların o binada değil de, o anda köylerde halka kültür programını, iktisadi çalışmaları anlatıyor olmaları gerektiğini söyledi.
Yöneticiler, ulaşım olanaksızlığından, harcırah yetersizliğinden söz ederek sıyrılmaya çalıştılar. Onları yine el işaretiyle durdurduktan sonra dedi ki:
“Siz gidemiyorsunuz ama bir sürü yobaz,  çarığı çektiği gibi sırtında torbasıyla karanfil yağı satacağım diye inkılâbı köstekleyen yayınlarla köyleri adım adım dolaşmaktadır. Sizin ise bu uğurda en küçük tedbir ve hareketiniz yok!”

7 Aralık 2012 Cuma

HAFTANIN SÖZÜ - 39

AYDINLARI KORKAK OLAN MİLLETLER, EZİLMEĞE MAHKUMDUR.
"Uluslar, egemenliklerini geçici bile olsa, bırakacağı meclislere dahi gereğinden fazla inanmamalı
ve güvenmemelidir. Çünkü meclisler bile despotluk yapabilir ve bu despotluk bireysel despotluktan daha tehlikeli olabilir. Meclislerin öyle kararları olabilir ki, bu kararlar ulusun yaşamına
giderilmesi olanaklı olmayan zararlar verebilir."

Mustafa Kemal Atatürk

6 Aralık 2012 Perşembe

AVCI VE SEÇİCİ

“Erkekler ve kadınlar için romantizmle ilgili ilk hesaplamalar bilinçaltında gerçekleşir ve her iki taraf için de birbirinden farklıdır. Örneğin, kısa sürelik eşleşmelerde erkekler avcı ve kadınlar seçicidirler. Bu seks konusunda tek tipleşme değil, bizim, atalarımızın milyonlarca yılda genlerini nasıl yayacaklarına dair edindikleri tecrübelerden mirasımız. Darwin’in de belirttiği gibi bütün türlerin erkekleri kadınları etkilemek üzere yaratılmışlardır ve dişiler de tipik olarak kendilerini kovalayanlar arasından seçimlerini yaparlar. Bu, beynin aşk konusunda yapısıdır, üreme sürecinden galip çıkanlar tarafından mühendisliği yapılmıştır. Oranlar, yüzler, kokular ve seçtiğimiz kişinin yaşı binlerce yıl önce belirlenen şemalardan etkilenir.”

(Dr. Louann Brizendine, Kadın Beyni syf 79)

5 Aralık 2012 Çarşamba

TÜM SERVETİNİ VEREBİLMEK

Avrupa'nın ünlü sanat merkezilerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok
hoş bir tablo görür. Tablonun bedeli oldukça yüksektir. Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider.

Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır. İçeri girer, tabloyu bir süre yakından
izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve; "Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar" der.

Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar.Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar: "Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar düşük bir rakama sattın?"
Ressam cevap verir: "Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim?..."
Sözün Özü: Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar.

4 Aralık 2012 Salı

ÜÇ YAHUDİ KARDEŞ

ÜÇ ZENGİN YAHUDİ KARDEŞ ANNELERİNE 90NCI DOĞUM GÜNÜNDE BİRER HEDİYE ALMAYA KARAR VEMİŞLER. HEDİYELERİNİ YOLLADIKTAN SONRA ARALARINDA SOHBET ETMEYE BAŞLAMIŞLAR.

BİRİNCİSİ DEMİŞ Kİ;
- BEN ANNEME KOCAMAN BİR EV ALDIM.


İKİNCİSİ;
- BEN BİR LİMUZİN ALDIM VE BİR DE ŞÖFÖR TUTUM.

  ÜÇÜNCÜSÜ;
- BENİM HEDİYEM HEPİNİZİNKİNDEN GÜZEL. ANNEMİN TEVRATI OKUMAYI NE KADAR SEVDİĞİNİ VE GÖZLERİ İYİ GÖRMEDİĞİ İÇİN ARTIK ESKİSİ GİBİ OKUYAMADIĞINI BİLİYORSUNUZ. ONA BÜTÜN TEVRATI EZBERE BİLEN BÜYÜK KAHVERENGİ BİR PAPAĞAN GÖNDERDİM.
ONU EĞİTMEK İÇİN 12 HAHAM 12 YIL BOYUNCA UĞRAŞMIŞLAR. TEVRATI
EZBERLETMİŞLER. BU PAPAĞAN İÇİN HAVRAYA 20 YIL BOYUNCA 1 MİLYON DOLAR BAĞIŞLAYACAĞIM AMA BUNA DEĞER. ANNEM SADECE BÖLÜMÜN ADINI SÖYLEYECEK VE PAPAĞAN ONA EZBERE OKUYACAK.


ÖBÜR KARDEŞLER BİZ NİYE BUNU DÜŞÜNEMEDİK DİYE HAYIFLANMIŞLAR VE KISKANMIŞLARSA DA BİR ŞEY DEMEMİŞLER.

KISA BİR SÜRE SONRA ANNELERİ ÜÇÜNE DE BİRER TEŞEKKÜR MEKTUBU YAZMIŞ.

BİRİNCİYE;
'ABRAHAM, BU EV BANA ÇOK BÜYÜK GELIYOR. TEK BİR ODASI YETİYOR AMA HEPSİNİ TEMİZLEMEK ZORUNDA KALIYORUM.'
İKİNCİYE;
'MİŞON, YOLCULUK ETMEK İÇİN ÇOK YAŞLIYIM, ARABAYI HİÇ KULLANMİYORUM VE ŞÖFÖR DE ÇOK KABA.'

ÜÇÜNCÜYE;
'SALOMONCUĞUM, ANNESİNİ MUTLU ETMEYİ BİLEN TEK EVLADIM SENSİN. HERŞEYİN BÜYÜK MADDİ HEDİYELER OLMADIĞINI GÖSTERDİN. GÖNDERDİĞİN TAVUK ÇOK LEZZETLİYDİ. TEŞEKKÜR EDERİM!...'