29 Ocak 2014 Çarşamba

FANATİZM VE BİLİM

“Halen denetlenemeyen köktendincilik ve fanatizm nedeniyle birbirimizi öldürüyoruz, haçlı seferleri ilan ediyoruz, bazı kıtalar AİDS ve açlık nedeniyle kırılıyor ama televizyonlarımız sihirli bir biçimde bereketli toprakları gösteriyor, böylece çaresiz insanlar, tıpkı bir zamanlar El Dorado’nun vaadlerini duyup koşan denizciler gibi sahillerimize ve çirkin kenar semtlerimize koşuyorlar. Durum böyle olunca da, sıradan insanların bilimin ne olduğunu bilmediklerine ya da onu Rönesans sihri olarak görmelerine, hatta bir aşk mektubunu şehir içi bir telefon görüşmesi ücreti karşılığında ve yıldırım hızıyla gönderebilme olayıyla karıştırmalarına şaşmalı mı?”


(Umberto Eco, Yengeç Adımlarıyla, syf 126)

28 Ocak 2014 Salı

EN USTA HIRSIZ HAYATTIR

En Usta Hırsız Hayattır.


Üstelik Verdiği Hiçbir Sözü Tutmaz!

Hayallerin Uçup Gider Zaman İçinde.. O Hiç Aldırmaz.


Yıldızlı Gece Gibi Aldatır Seni..

Sabah Kayıp Gideceğini Duyurmaz..

Ve Hayat Öyle Bir Hırsızdır ki; Seni Senden Çalar Haberin Olmaz..



O Yüzden Bugün Zor Kazandığın Hiçbir Şeyi KOLAY KAYBETME!!


24 Ocak 2014 Cuma

HAFTANIN SÖZÜ - 82

"Dinler ateş böcekleri gibidir:
Parlayabilmek için karanlığa gereksinim duyarlar.
Tüm dinlerin koşulu yaygın olan belirli bir derecede cehalettir.
Ki sadece bu havada yaşayabilirler ancak."


Arthur Schopenhauer

23 Ocak 2014 Perşembe

KARDEŞLİK

Mevlânâ Hazretleri, talebelerinden biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler. Yanındaki talebesi:
- Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bunlardan ibret alsa.
Mevlânâ, tebessüm ederek karşılık verir.
- Aralarında bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.

22 Ocak 2014 Çarşamba

HALA FARKINA VARAMAYANLARA...

Türkiye gibi antikomünist hükümetlerin iktidarda bulunduğu ülkelere yapılacak yardımlar ve açılacak krediler öncelikle askeri nitelikte olmalıdır. Oltaya takılmış balığın yeme ihtiyacı yoktur. Geliştirilmiş ekonomik yadım, Türkiye’de bazı durumlarda düşünülenin tam aksine sonuç verebilir, yani bağımsızlık eğilimlerini artırıp mevcut askeri planlarımızı zayıflatabilir. Bu tür ülkelere yapılacak yardım, bize bağlı iktidarları tutacak ve ABD’ye düşman unsurları zararsız hale getirecek biçim ve miktarda olmalıdır. (Nelson Rockefeller’den Başkan Eisenhover’a mektup 1956)


(Cem Gürdeniz, Hedefteki Donanma, syf 101)

20 Ocak 2014 Pazartesi

AÇTIRDIN BAYRAMLIK AĞZIMI

Rahmetli bestekâr Selahattin Pınar bir yandan beste yaparken diğer taraftan üç-beş kuruş kazanmak için bazı zengin çocuklarına musiki dersi verirdi.
Öğrencilerden biri bir gün,
- ''Hocam, sabahları aç karnına çiğ yumurta içmenin sesime çok faydası varmış. Ben bir haftadır bunu yapıyorum. Sesimdeki değişikliği fark ettiniz mi?'' diye sorar.
Selahattin Pınar,
- ''Oğlum, der.. İç... Hiçbir zararı yoktur!'' Bir süre sonra oğlan,
- ''Hocam, annem de çiğ yumurta sayesinde sesimin çok güzelleştiğini söyledi. Siz de farkındasınız, elbette..'' Selahattin Pınar çaresiz... Bet sesli oğlanı atsa olmayacak, ekmek parası...
-''Oğlum.. der. Yumurtanın zararı yoktur... içebilirsin...''
Bir süre sonra oğlan yine aynı konuya girince, dayanamaz rahmetli...
-''Ulan, eşşekoğlu eşek... der.
 Yumurtada keramet olsaydı, tavuk götü bülbül gibi öterdi!''

17 Ocak 2014 Cuma

HAFTANIN SÖZÜ - 81

"Terbiye sınırlarından dışarıya çıkan, bir daha içeri giremez. Terbiyeyi kaybetmemeye bakmalı." 

Nicolas Boileau-Despréaux (1 Kasım 1636 - 13 Mart 1711), Fransız şair ve eleştirmen. Klasisizmin kurucusu olarak kabul edilir.
Boileau, Fransa'da bir mahkeme kâtibi olan babasının yanında büyüdü ve bu sayede kitaplarla yakın oldu. Avrupa edebiyat tarihinde önemli bir yer edinen şair, klasik şiir akımının kurallarını belirlemede etkin oldu ve bu akımın önemli temsilcilerinden biri oldu.

16 Ocak 2014 Perşembe

DEYİMLERİMİZ VE ARDINDAKİ HİKAYELER - 6

 FOYASI  MEYDANA  ÇIKTI

Kuyumcular yaptıkları yüzük,kolye,küpe gibi ziynetlerde kullandıkları sahte elmasların arka kısmına foya adlı maddeyi sürer, bir çeşit ayna gibi ışıkların yansıtılmasını sağlarlarmış.
Zamanla foyalar çıkar ,dökülür ve elmasın sahte olduğu anlaşılırmış... Buna benzeterek; sahte,yalan işlerin ortaya çıkması anlamında deyim olarak kullanılır.