18 Ocak 2012 Çarşamba

İSTİKLAL MAHKEMELERİ

1.İstiklal Mahkemeleri, İstiklal Savaşı dönemi içinde iki ayrı evrede hizmet görmüşlerdir.

11 Eylül 1920-17 Şubat 1921 (8 mahkeme)
30 Temmuz 1921-Ekim 1923 (5 mahkeme)

Bu iki evrede verilen toplam idam kararı, 3811’dir.
Bunun 2827’ si tecil edilmiş (ertelenmiş), 1054 idam kararı ise infaz edilmiştir.
Prof. Dr. Ergün Aybars, çeşitli sebepler ve bilimsel ihtiyatlılıkla, infaz edilmiş idam kararları sayısını 1450-1500 olarak tahmin ediyor.

İdam edilenler, ısrarlı asker kaçakları, asiler, hainler, casuslar, bozguncular, katiller, ırz düşmanları, soyguncular, hırsızlar, halka eziyet eden görevliler, işgalcilerle işbirliği yapan Rum ve Ermenilerdir.
2.Cumhuriyet döneminin başlangıcında, 1923-1927 yılları arasında ise, sadece 3 İstiklal Mahkemesi kurulur ve 1927’de tarihe intikal eder.

671 sayılı Şapka Kanunu memurlar için zorunlu tutulmuş, halk şapka giymeye zorlanmamıştır.
O davalarla ilgili suçun vasfı,
“ şapka olayını vesile ve istismar ederek, halkı isyana kışkırtmak ve isyana katılmaktır.”
İdam edilen sayısı 27’dir

"Özakman,Turgut, “ Vahidettin, M.Kemal ve Milli Mücadele yalanlar, yanlışlar, yutturmacalar”, bilgi yayınevi, 8.basım,sy.647..,İstanbul"


17 Ocak 2012 Salı

DERS ALMASINI BİLMEK (3)

Geleceğini biliyordum…

Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti,
-Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür. Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.
Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı.

Siperdeki diğer arkadaşı;
-Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.
-Değdi, dedi, gözleri dolarak, -değdi…
-Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?

-Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim içim.

Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:"-Geleceğini biliyordum… Geleceğini biliyordum…"

Ders: Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.


16 Ocak 2012 Pazartesi

Eyy bu meclisin aşağılık mensupları!...

Eyy bu meclisin aşağılık mensupları!...

Acele Edin ve Defolup Gidin...
'Oturumunuzu sonlandırmaya geldim.
Meclisi, yaptığınız her icraat ile kirletmenize ve şerefsizleştirmenize artık kalıcı bir son vermeye geldim.
Siz ki fitneci, fesatçı meclis üyeleri, siz ki iyi bir hükümet olmak dışındaki her şeysiniz!!
Kiralık sefil yaratıklar, zavallılar, ülkesini en küçük şahsi çıkar adına satılığa çıkaranlar, birkaç kuruş için Tanrı'ya ihanet edenler,
içinizde bir parça da olsun erdem kalmadı mı?
Bir parça vicdan da mı yok?

Bir sahtekar kadar bile dindar değilsiniz!
Para sizin yeni Tanrınız olmuş!
Satılığa çıkarmadığınız bir değer de kalmadı...
Ulusunuz adına iyi bir şey düşünemez misiniz?
Sizi çıkarcı sürüsü, bulunduğunuz bu kutsal meclisi, o varlığınızla kirletiyorsunuz!
Halkın size verdiği yetkiyi kötüye kullandınız.
Siz, halkın umutsuz dertlerine çare olmalıydınız.
Kendiniz halka en büyük dert kaynağı oldunuz!
Ama ülkemiz, beni bu meclisi temizlemeye çağırdı!
Ve bu gücü de bana Tanrı verdi.
Vay halinize! Şimdi derhal defolun!!!
Acele edin rüşvetin köleleri!

Acele edin, gidin!
Süslü saltanat eşyalarınızı alın ve defolup gidin!..

* * * * * * * *
Yukarıdaki söylev, tarihte demokrasinin beşiği olarak bilinen İngiltere'de geçmiştir.
Sözleri sarf eden kişi, 1653 senesinin 20 Nisan günü, meclis çatısı altında kükreyerek nutuk atan General Oliver CROMWELL dir.


(Kaynak Burhan Bursalıoğlu)

13 Ocak 2012 Cuma

HAFTANIN SÖZÜ - 7

"21 Yüzyılın cahilleri, okuma yazma bilmeyenler değil, yanlış öğrendiklerini unutamayan, yeniden öğrenmeye, değişime ve dönüşüme açık olmayanlar olacaktır."

Alvin Toffler

11 Ocak 2012 Çarşamba

DERS ALMASINI BİLMEK (2)


En iyi Buğday
Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:
-Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.
-Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,
-Neden olmasın, dedi çiftçi. Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.

Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik, nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.

10 Ocak 2012 Salı

Belgeleriyle Sözde Ermeni Soykırımı Palavrası.....


“Fransa Dışişleri Bakanlığı Görevlilerinden Elçi M.Gout'a,

Aziz Elçim,
Arzunuz üzerine Türkiye den TEHCİR edilmiş ve halen tam bir yoksulluk içinde ve acilen yardıma muhtaç durumda olan mültecilerin tahmini sayılarını size sunmakla onur kazanırım.

Kafkasya da.........................250.000
İran da..............................40.000
Suriye-Filistin de...................80.000
Musul-Bağdat da..................... 20.000
TOPLAM:.............................390.000 kişi bulunuyor.

TEHCİR edilenlerin toplam sayısı 6 ila 700.000 olarak tahmin ediliyor.Size verdiğim rakkamlar,halen Müttefik askerlerince fethedilmiş yerlerdeki sağ olanları göstermektedir.Çöle dağılmış olan diğer tehcir edilenler hakkında ise bugüne kadar hiçbir bilgi alınamadı
Yüksek saygılarımın teyidini lütfen kabul buyurunuz Aziz Elçim.

                      İMZA:BOGHOS NUBAR PAŞA

                    Ermeni Delagasyonu Başkanı

                     Paris,11 Aralık 1918”

Not:Bu mektuba göre Osmanlı'da yaşayan 1.3 milyon Ermeninin yaklaşık yarısı tehcire tabi tutulmuş ve tehcirden 3 yıl sonra bile 390.000 insan hayatta!!!

Kaynak:Fransa Dışişleri Bakanlığı Arşivleri,Serie Levant,1918-1920,Sous Serie Armenie,Vol.2,Folio 47.






9 Ocak 2012 Pazartesi

DERS ALMASINI BİLMEK (1)

Hikaye; Kavak Ağacı ile Kabak

Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-On yılda, demiş kavak.-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!

-Doğru, demiş kavak. Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış.

Sormuş endişeyle kavağa:-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun, demiş kavak.-Niçin? -Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.

Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir. Her işte alın teri ve emek şarttır.

6 Ocak 2012 Cuma

HAFTANIN SÖZÜ - 6

"...Mısır'da 11 yıl kaldım fakat 11 saat daha kalsaydım artık çıldırırdım. Sana halisane bir fikrimi söyleyeyim mi?
İnsanlık da Türkiye'de, milliyetçilik de Türkiye'de, müslümanlık da Türkiye'de, hürriyetçilik de Türkiye'de.
Eğer varsa, Allah benim ömrümden alıp Mustafa Kemâl'e versin."

Mehmet Âkif ERSOY