29 Kasım 2013 Cuma

HAFTANIN SÖZÜ - 74

İnsanın büyüdükçe mi artıyor dertleri ?
Yoksa insan büyüdükce mi anlıyor gerçekleri ?


Özdemir Asaf

Özdemir Asaf (11 Haziran 1923; Ankara - 28 Ocak 1981; İstanbul), Cumhuriyet dönemiTürk şairlerdendir.
11 Haziran 1923 tarihinde Ankara'da doğdu. Asıl adı Halit Özdemir Arun'dur. Babası Mehmet Asaf Şura-ı Devlet'in kurucularındandır. Babasının öldüğü yıl, 1930, Galatasaray Lisesi'nin ilk kısmına girdi. 1941 yılında 11. sınıfta, bir ek sınavla Kabataş Erkek Lisesi'ne geçip 1942 yılında mezun oldu. Hukuk Fakültesi'ne, İktisat Fakültesi'ne (3. sınıfa kadar) ve bir yıl Gazetecilik Fakültesi'ne devam etti. Bu arada Tanin ve Zaman gazetelerinde çalıştı ve çeviriler yaptı. İlk yazısı Servet-i FünunUyanış dergisinde çıktı. 1951 yılında Sanat Basımevi'ni kurdu ve kitaplarını Yuvarlak Masa Yayınları adı altında yayımladı. 28 Ocak 1981'de hayata veda etti. Özdemir Asaf'ın ilk eşi Sabahat Selma Tezakın'dan Seda isimli bir kızı; ikinci eşi Yıldız Moran'dan ise Gün, Olgun ve Etkin adında üç oğlu vardır.

27 Kasım 2013 Çarşamba

KADINLAR! HAK EDİYORMUSUNUZ?

Dubai'de İtalyan Lokantası.

Ey Türk kadınları, Dikkatle izleyin. Çok kalmadı, ayak sesleri yakınlaşıyor...

26 Kasım 2013 Salı

MİNİK BİR HİKAYE

Seksenli yıllar, Berlin Olimpiyat Stadyumu...Alman gençler doldurmuş stadı.Çünkü 20. yüzyılın en önemli filozof-sanatçılarından Frank Zappa konser verecek.
Ama bir sorun var: konser saati gelmiş olmasına rağmen sanatçı ortada yok.Yarım saat, bir saat geçiyor, yok yok yok...Tam iki saat sonra teşrif ediyor nihayet ağır adımlarla sahneye ...
Çıkıyor, mikrofonun önünde durup seyirciye bakıyor.Sonra eliyle bir Nazi selamı
çakıveriyor birden:
"Heil Hitler!"
Stadyumda ölüm sessizliği... Berlinliler şaşkın... Yavaş yavaş bir homurtu yükselmeye
başlıyor. Sahnedeki adamsa hiç oralı değil. Tekrar çakıyor Nazi selamını.
"Heil Hitler!"
Seyircilerin küçük bir kısmı, aynı şekilde bağırarak cevap veriyor ona.Ama sanatçı hala memnuniyetsiz. Daha sert bir Nazi selamı veriyor ve bağırıyor avazı çıktığı kadar:
"Heil Hitler!"
Bu sefer seyirci hazırlıklı... Stadyumun yarıya yakını sahnedeki adamın söylediği şeyi bir ağızdan tekrarlıyor. Ne var ki tatmin olmuyor Frank Zappa...Karşısındaki binlerce kişiye ters ters baktıktan sonra yine veriyor o selamı,yine bağırıyor.
"Heil Hitler!"
Kitle artık ne yapması gerektiğini anlamış durumda. Bir ağızdan;
"Heil Hitler!" diye cevap veriyorlar,stadyumu inleterek...Bir sessizlik oluyor.Kısa ama gergin bir sessizlik. Frank Zappa'nın sözleri bozuyor sessizliği:
"Ey Almanlar, gördüğüm kadarıyla siz hala akıllanmamışsınız.Yok size konser monser!"

Dönüyor arkasını ve çekip gidiyor sahneden....

25 Kasım 2013 Pazartesi

GENE Mİ GÖRMEDİN?

Tembel bir köylü her zaman yaz aylarında işini zamanında bitirmez ekini biçmeyi bitiremez samanı ahıra doldurmadan kış bastırırmış. Tabii ağzına geleni söyler bu kış erken geldi, bu kış habersiz aniden bastırdı diye ve bütün suçu kış mevsimine yüklermiş.
Hikaye bu ya, bir gün adamın kapısı çalınmış ve ak sakallı nur yüzlü birisi kapıya gelmiş. Köylü “buyur baba gir içeri” dese de ihtiyar adam demiş ki “yok girmeyeyim. Ben kış mevsimiyim bana demediğini bırakmıyorsun işte geldim söyle isteğini.”
Köylü demiş ki, “bir daha sene gelmeden bana bir haber et ben de harmanımı yapayım samanımı içeri atayım”.

Peki demiş ihtiyar, gelecek sene gelmeden sana haber ederim. Neyse yine yaz gelmiş herkes çalışıyor tembel köylü yine yatıyor hem de daha tembel. Komşuları ona,
- “Sen de yapsana harmanını kış gelmeden” dediklerinde
- “Yok bu sene kış gelmeden bana haber edecek bende o zaman yaparım.” Böylece günler geçer kış kapıyı bacayı karla kapatınca, köylü bu sefer de kış mevsiminin sözünü tutmadığını yineleyerek her zaman ki beylik laflarını sıralayınca kapıda ihtiyar görünür.
“-Ben sana çok haber gönderdim önce yapraklar sarardı döküldü sen görmedin. Sonra yüce dağlarını beyaza boyadım bakmadın. Sonra aşağılara kırağı yağdırdım; anlamadın; tek çare yine böyle kar kış kapına gelmek kalmıştı demiş.
Şu dağa yağdım görmedin, bu dağa yağdım görmedin, kapına yağdım gene mi görmedin?

22 Kasım 2013 Cuma

HAFTANIN SÖZÜ - 73

"İktidar, iktidara düşkün olmayan ve iktidardan gelecek yararlara ihtiyacı bulunmayanlara verilmelidir."

PLATON

21 Kasım 2013 Perşembe

AMERİKA NEDEN GÜÇLÜ?

“Amerika olarak neden güçlüyüz biliyormusunuz? Bizler aramızdaki vatan hainlerini öldürürüz.
Diğer ülkelerdeki vatan hainlerini ise kahramana dönüştürüp, o ülkenin üst yönetim konumlarına getiririz.”

Henry Kissinger
ABD Eski Dışişleri Bakanı

(Rockefeller Vakfında yaptığı konuşmadan)

19 Kasım 2013 Salı

SEVGİ, İNSANLARA VERİLDİĞİ SÜRECE SEVGİDİR

İmam mezarlıktaki işini bitirmek üzereydi. O anda elli yıllık karısını kaybeden 78 yaşındaki adam: 
' Onu ne kadar çok sevdim.'
diyerek hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı. Yaşlı adamın yaşlı sesi mezarlıktaki asil sessizliği bozmuştu. Mezar başındaki diğer aile bireyleri ve dostlar şok olmuşlardı, şaşkınlık içindeydiler. Yetişkin çocukları, alı al moru mor babalarını yatıştırmaya çalıştılar:
'Tamam, baba. Seni anlıyoruz.'
Yaşlı adam gözlerini dikmiş, kazılan mezara yavaş yavaş inen tabuta bakıyordu... İmam duasına devam etti. Törenin sonunda, aile bireylerini ölüm töreninin kapanışı olarak mezarın üstüne toprak atmaya çağırdı. Yaşlı adam hariç hepsi sırayla toprak attılar. Yaşlı adam hala:
'Onu ne kadar çok sevdim.'
diye sesli sesli konuşuyordu. Kızı ve iki oğlu konuşmasını engellemek istediler,ama o devam etti:
'Onu sevmiştim!'
Kalabalık mezarlığı terk etmeye hazırlanırken, yaşlı adam gitmemekte direniyordu. Gözlerini mezara dikmiş, bakıyordu .Bir dostu yanına yaklaştı:
'Kendini nasıl hissettiğini biliyorum, ama gitme zamanı geldi Buradan ayrılmalı ve kendimizi hayatın akışına bırakmalıyız.'
dedi. Yaşlı adam çaresizlik içinde bir kez daha 
'Onu ne kadar çok sevdim...'
diyerek söylendi.
'Beni anlamıyorsunuz,'
dedi dostuna
'ama ben bunu ona sadece bir kere söyleyebildim.’

'Zil, çalmadığı sürece zil değildir . Şarkı söylenmediği sürece şarkı değildir . Sevgi gönlümüzde tutsak olsun diye yaratılmamıştır.Sevgi insanlara verdiğiniz sürece sevgidir ...
HAYATA GEÇ KALMAYALIM...

SAİM GÜVEN’DEN ALINTI

18 Kasım 2013 Pazartesi

DELİ DEĞİL ZIR DELİ

*(Refi Cevat Mütareke Basınının önde gelenlerindendir.Kurtuluş savaşı boyunca Milli Mücadeleyi baltalayan yazılar yazmış,sonunda 150 liklerle beraber sürgüne yollanmıştır.)*
** **


4 Şubat 1919 tarihinde Alemdar gazetesinin yazarlarından Refii Cevat (ULUNAY) M. Kemal Paşa ile Şişli'deki evinde bir görüşme yapar. Refii Cevat bu görüşmeyi şöyle aktarır;

"Sorularımı bitirip veda etmek üzere ayağa kalktığımda dedi ki:
- Biraz daha oturunuz lütfen.
Oturdum. Şöyle bir konuşma geçti aramızda.
- Soracağınız sorular bitti mi?
- Bitti Paşam.
- Bu vatan içine düştüğü bu felaketten nasıl kurtarılır, istiklaline nasıl kavuşturulur? Diye bir soru sormanızı beklerdim.
- Af buyurunuz Paşa hazretleri, bugün içinde bulunduğumuz bu şartlardan bu vatanın kurtulmasını en uzak ihtimalle dahi mümkün görmediğim için böyle bir soru sormadım.
- Siz gene de böyle bir soru sormuş olunuz, ben de cevabımı vereyim, fakat yazmamak şartıyla.
- Zatıalinizi dinliyorum Paşa hazretleri.
- Bakınız Cevat Beyefendi, sizin imkansız gördüğünüz kurtuluş yolları vardır. Bu gün herhangi bir teşkilatçı Anadolu'ya geçer de milleti silahlı bir direnişe hazırlarsa bu yurt kurtarılabilir.
Heyecanlanmıştım. I. Dünya Savaşı süresince gücümüzü öylesine tüketmiştik ki elimizde hiçbir şey kalmamıştı. Harplerden sağ kalanların ise ayakta duracak halleri yoktu.
- Nasıl olur Paşam! Diye yerimden fırladım. Paşa sakindi :
- Aklınızdan geçenleri tahmin ediyorum, dedi; doğrudur. Görünüş tamamen aleyhimizde. Ama düşmanlarımız olan bu büyük devletlerin bir de içyüzleri var.
-Nasıl Paşam.
-Anlatayım. Siz sanıyor musunuz ki, savaşı kazanmakla müttefikler aralarındaki bütün sorunları çözmüşlerdir. Aralarındaki asıl rekabet şimdi başlayacaktır. Asırlarca birbirleriyle boğuşan Fransızlarla İngilizleri ortak düşman tehlikesi birleştirdi. Şimdi o eski rekabet bıraktıkları yerden tekrar başlayacaktır. İtalya'nın da başı dertte. onlar da her an bir iç karışıklık yaşayabilirler. Sonuçta, Anadolu'da başlayacak bir milli direnişle hiçbiri mücadele edecek durumda değildir. Böyle bir mücadelenin tam sırasıdır.
- Paşam, milli direniş, Güzel. Ama neyle? Hangi askerle, hangi silahla, hangi parayla? Maalesef Paşam, kupkuru bir çölden farksız oldu bu güzel vatanımız.

yle görünür Refii Cevat Bey, öyle görünür. Ama çölden bir hayat çıkarmak lazımdır.
Çöl sanılan bu alemde saklı ve kuvvetli hayat vardır. O, Türk milletidir. Eksik olan şey teşkilattır. Bu teşkilat organize edilebilirse vatan da millet de kurtulur.
Mustafa Kemal'e veda ettim; matbaaya geldim. Ne kafam almıştı ne mantığım. Daha doğrusu anlattıkları bana deli saçması gibi gelmişti. Matbaada arkadaşlar anlat diyorlardı; neler söyledi? Anlattım:
Şu sıralar Anadolu'ya geçilir, orada teşkilat kurulur, vatan bağımsızlığına kavuşur, millet de özgürlüğüne kavuşurmuş, anladınız mı arkadaşlar:
Bu deli değil, zır deliymiş.
O günlerde, o şartlar içinde İstiklal Mücadelesine atılıp Türkiye'yi kurtarmaktan söz edenlere karşı herkes benim gibi düşünürdü. O günlerde böyle düşünen TEK ADAM oydu; TEK ADAM.

*Sadi BORAK "ATATÜRK'ün İstanbul'daki Hayatı*****