4 Haziran 2014 Çarşamba

EĞER BİLMEK İSTİYORSANIZ - 3

* Zürafaların ses telleri yoktur.
* Zürafalar 35 Cm uzunluğunda siyah bir dile sahiptirler.
* Kangurular geri geri yürüyemezler.
* Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.
* Kadınlar erkeklere oranla 2 kat fazla göz kırpar.


28 Mayıs 2014 Çarşamba

BÜYÜK DEHA'DAN BİR İLERİGÖRÜ

Hastalığının ilerlemiş zamanında:
"Hatta bir gün, bizim önümüzde bazı siyasi sorunlara değinip Romanya' da yapılan hükümet değişmesinden söz ederken, bir patriğin işbaşına gelmiş olmasından hayret duyduğumu" söyledim. Bu nedenle İkinci Dünya Savaşı'nın da yaklaşmakta olduğunu anıştırarak dedi ki:
- "Bir savaş çıktığı takdirde, kanımca yansız kalmalıyız. O zaman birçok fırtınalar kopacak. Devlet gemisini gayet ustaca yöneterek işin içinden sıyrılmaya çalışılmalıdır." dedi.

Prof. Dr. Nihat Reşat BELGER

Kaynak: Nihat Reşat Belger - Atatürk'ün Hastalığı

26 Mayıs 2014 Pazartesi

İSLAM VE SİYASET

Muhammad Sa'id al-'Ashmawi (Arabicمحمد سعيد العشماوى‎, IPA: [mæˈħæmmæd sæˈʕiːd el.ʕæʃˈmæːwi]; born in 1932) is a retired Egyptian Supreme Court justice and former head of the Court of State Security and a specialist in comparative and Islamic law at Cairo University. He has been described as "one of the most influential liberal Islamic thinkers today," who "has had to rely on round-the-clock police protection due to death threats from Egyptian militants." 
Born in 1932, Ashmawi graduated from Cairo University's law school in 1954 and became assistant district attorney and then district attorney in Alexandria. He was appointed a judge in 1961 and rose to become chief justice of the High Court, the High Criminal Court and the High Court for State Security. He is trained in usul al-dinsharia and comparative law and did formal legal study at Harvard Law School and elsewhere in the United States in 1978. He retired from the bench in July 1993.
Ashmawi believes Islamism or political Islam is at odds with true Islam or "enlightened Islam"; application of the sharia (tatbiq al-sharia or taqnin al-sharia) are in reality empty slogans, extremely vague in substance; present Egyptian law is consistent with Sharia; civil or madani government is the proper kind of government in Islam; while religious government in Islam has been a disaster in the past.

23 Mayıs 2014 Cuma

HAFTANIN SÖZÜ - 96

"Herkesin güvenini kaybeden daha ne kaybetsin"

Publilius Syrus, a Latin writer of maxims, flourished in the 1st century BC. He was a Syrian who was brought as a slave to Italy, but by his wit and talent he won the favour of his master, who freed and educated him. Publilius' name, due to early medieval palatalization of 'l' between two , is often presented by manuscripts (and some printed editions) in corrupt form as 'Publius'.

21 Mayıs 2014 Çarşamba

DEYİMLERİMİZ VE ARDINDAKİ HİKAYELERİ - 8

PÜF NOKTASI


Vaktiyle testi ve çanak-çömlek imal edilen kasabalardan birinde, uzun yıllar bu meslekte çalışan bir çırak, kalfa olup artık kendi başına bir dükkan açmayı arzu eder olmuş. Ne yazık ki her defasında ustası ona:
- Sen daha bu işin püf noktasını bilmiyorsun, biraz daha emek vermen gerekiyor. dermiş.
Ustanın bu sonu gelmez nasihatlerinden sıkılan kalfa, artık dayanamaz ve gidip bir dükkan açar. Açar açmasına da yeni dükkanında güzel güzel yaptığı testiler, küpler, vazolar, sürahiler onca titizliğe ve emeğe rağmen orasından burasından yarılmaya, yer yer çatlamaya başlar. Kalfa bir türlü bu çatlamaların önüne geçemez. Nihayet ustasına gider ve durumu anlatır. Usta,
- Sana demedim mi evladım; sen bu işin püf noktasını henüz öğrenmedin. Bu sanatın bir püf noktası vardır. diyen usta tezgaha bir miktar çamur koyar ve,
- Haydi, geç bakalım tezgahın başına da bir testi çıkar. Ben de sana püf noktasını göstereyim.
der.
Eski çırak ayağıyla merdaneyi döndürüp çamura şekil vermeye başladığında usta önünde dönen çanağa arada sırada "püf!" diye üfleyerek zamanla testiyi çatlatacak olan bazı küçük hava kabarcıklarını patlatıp giderir. Böylece çırak da bu sanatın püf denilen noktasını öğrenmiş olur.
Her sanatın incelik gereken nazik kısmına da o günden sonra püf noktası denilmeye başlanır.