15 Kasım 2012 Perşembe

ÖMER BİN HATTAB VE AHDE VEFA

Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler.
Derler ki: "Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin."
Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek; "Söyledikleri doğru mu" diye sorar.
Suçlanan genç der ki; "Evet doğru."
Bu söz üzerine Hz Ömer "anlat bakalım nasıl oldu" diye sorar. Genç anlatmaya başlar
"- Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım. Ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakıyor. Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım. Arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı, atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret," dedi.
Hz Ömer: "Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam. Madem suçunu da kabul ettin," dedi.
Bu sözden sonra delikanlı söz alarak; "Efendim bir özrüm var," diyerek konuşmaya başladı: "Ben memleketinde zengin bir insanım, babam, rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum", der.
Hz. Ömer der ki; "Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki?"
Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki; "Bu zat benim yerime kalır". O zat Hz. Peygamberin en iyi arkadaşlarından, Amr Ibni As'dan başkası değildir.
Hz. Ömer, Amr'a dönerek: "Ey Amr, delikanlıyı duydun", der. O sahabe: "Evet, ben kefilim", der ve genç adam serbest bırakılır. Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak gencin gelmeyeceği, dolayısıyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz, derler. Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir der ki: "Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim".
Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki: "Biz de sözümün arkasındayız". Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür.
Hz. Ömer gence der ki: "Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı neden geldin?"
Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insani için pek de önemli olmayan): "Ahde vefasızlık etti demeyesiniz diye geldim" der.
Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As'a der ki: "Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun, nasıl oldu onun yerine kefil oldun?"
Amr Ibni As vakurla kanımızı donduracak bir cevap verir: "Bu kadar insanın içerisinden beni seçti. İnsanlık öldü dedirtmemek için kabul ettim", der.
Sıra gençlere gelir, derler ki: "Biz bu davadan vazgeçiyoruz".
Bu sözün üzerine Hz Ömer: "Biraz evvel babamızın kani yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz", der.
Gençlerin cevabı da dehşetlidir: "Merhametli insan kalmadı demeyesiniz diye…"
Günün Sözü: Bilgisiz, yeteneksiz, muhterisler, devleti yönetiyorsa felaketler kaçınılmazdır.
(*) (Ömer bin Hattab, (581-644) (Arapça: عمر ابن الخطاب) İslam Devleti'nin Ebu Bekir'den sonraki hükümdarı (634-644). Sünni inancına göre dört Raşit Halife'nin (Hulefa-i Raşidin) ikincisidir. Şia halifeliğini tanımaz. Sahabe ve Aşere-i Mübeşşeredendir. Zaman zaman Sünni Müslümanlar Ömer bin Hattab'ı "Ömer-el Faruk" (عمر فاروق) diye anarlar.)


1 yorum: